hüzün her yerde

hüzün her yerde

 

-değişmiyor değişimler-

 

hala ayranla döneri aynı anda bitiriyorum. bir kez de kontrol etmeden gidemiyorum kilitlendiğini bildiğim halde o kapıları.

o fırın kokusu, o sıcak halk ekmeği kokusu yine ilk günki gibi etkiliyor beni

 

ve uçları ben gibi eksiliyor gelene kadar. çoraplarımı henüz yakalayamadılar, ayaklarımdaki firarlar hala gündemde,

durmuyor yerinde ve ben palyaço yakıştırılmasına devam ediyorum ayaklarıma bakanlar tarafından.

 

Faturalar ben gibi elektrik,su,telefon. Param olsa da son günü bekliyorlardı yatırılmak için.

 

-herşey değişti,hiçbirşey değişmedi-

 

-böyle bir sevgilim olsun- bilmem kaç milyar borcum olsun. değişmiyor, her güzel kız için borca girmeyi göze alabiliyorum halen.

Kola kutularında viski ve avuç içim izmarit kokuyor gizlemekten sigarayı.

 

-kimseden korkmadığım halde nedense gizli gizli seviyorum ben seni.-

ezan’ı duyan bir müzik sesi gibi kısılıyor sesim;duyunca ismini.

çocukluğumdan uzaklaştıkca kaybediyorum seni. uzaklaşırken küçülen herşey gibiyim. ben büyüyorum.

 

ve ben büyüdükçe çocukluğumda gözümde büyüyor. topumuzu kesen amca öldü,

eti senin kemiği benim diyerek emanet edildiğimiz amca’da.

Anne diyorum, anne! Keşke yine beni ayaklarının altına alıp dövsen.

Şimdiki acılarımın yanında gerçektende cennetmiş orası

 

-biraz üzgünüm-

 

bir az aslında, daha çok üzgünüm. Hayatı yaşamak yabancı bir dil öğrenmek gibiydi O’ndan sonra.

Her ne kadar şaşırtıcı olsa da küçücük çocuklar bile perfect konuşuyordu o dili, o hayatı.

seni seviyorum ve en çokta bundan nefret ediyorum.

Bir cevap yazın