Hata yapmadan doğruları öğrenemezdik.

Belki de bu yüzden hata yapmayı bu kadar sevişim. İsteyerek yaptığım hatalar var milyonlarca adet kadar tane, bunlardan hiç mi hiç pişmanlık duymuyorum. Çoğu konuda keşke demeyi bıraktım artık, keşkesiz bi hayat yaşıyorum. Keşkeyi ise en baba kullandığım yer kendime engel olamamak. Kendime engel oluyorum aslında lakin organlar? Kalp işte. Aşk üç kelime, kalp dört. Aşkın abisi işte. Yaşadığın hayatı zindan edebilecek kadar güçlü bi organ. Yediğin içtiğinden zevk aldırmayacak, nerdeyim,napıyorum,neden? gibi binlerce soruyu ansızın sorduracak güçte. İnsanın içinden gelenleri yazması, olanı olduğu gibi anlatması, boşalması ne de güzeldir aslında. Burda bazen engel olamadığımız organ devreye giriyor, akıl. İnsan bir şey yazarken aklından ‘ya okursa?’ sorusunu düşündüğü anda o yazı iptal işte. Şimdi okuma ihtimalini akıldan silip dilediğim gibi anlatmak vardı. Hatta olabildiğince serserice. ‘ ULAN KÖPEKLER GİBİ AŞIK OLDUM SANA BE’ gibi. ‘AKLIMDAN ÇIKMADIĞIN AN YOK LAN’ gibi. ‘GÜLÜŞÜNÜ UNUTMAK İÇİN KAÇ GÜLÜŞÜMÜ YUTTUM BİLİYOMUSUN SEN?’ gibi. Ama tabi öyle işte. Ya okursa? ya öğrenirse? gayet sakinim ben. serserice davranmıyorum aslında. Kişiliğime yakışmayacak kadar sakin, bi o kadar düşünceli, bi o kadar üzgün. Düşünsenize kafa dağıtmak için en sevdiğim yere inegöl yemeye gitmişim, en sevdiğim şey, ama zevk almamışım. Özür dilerim, yazı aralarında durup düşünüyorum. Telefonla ilgileniyorum. sonra kopuyor anlatmak isteyip de üstünü kapatmaya çalışırken anlatamadığım herşey. Aslında söylenilecek pek bir şey yok. Uzun zamandır olmadığı kadar güzel gidiyordu herşey. Bitmişti sıkıntılar yavaş yavaş. Sonra olan oldu. Ne mi? Etkilemek için güzel bir şiir göndermeye cesaret edemedim ‘kopyala yapıştır yapılası’. Neyse neyse neyse neyse neyse neyse neyse. Her neyse ye sığdırılacak o kadar şey var ki aslında. Sonra işte o malum olay oldu. Herşey güzel oldu aslında, stres sıkıntı ve benzeri şeyler yok oldu. Belki de yoktu, kendime büyüğünü bulunca onların umursamayacak derecede küçük olduğunu anladım. Yada yok yok, güzel oldu herşey. Sadece şu an o tadı alacak bünye yok oldu. Neyse, beni faktır(fuck)edelim. İnanın bir şeyler anlatmaya çalışıp anlatmamak gerekmesi çok iğrenç. Mabelin şarkısını tepeye koyuyorum. Ne de güzel başlık atmış şarkıya ‘Aşk yok olmaktır.’ Düşününce olumluluk var aslında, ‘Aşk var olmamaktır’ iyi sanki. Kendimi boktan hissetmem gerekçesiyle bu öylesine saçma sapan sakinlik ve sinirin karışımıyla oluşmuş cümle demeye şahit isteyen harflere nokta koyuyorum. aha;

.

Yorum Yaz