Ben Kimim?

1990 yılın’da İzmir’de doğdum ve Konya’da yaşamaktayım. Kısmen içine kapanık bir insanım. İnsanlara dertlerimi, sıkıntılarımı veya düşüncelerimi çok fazla anlatamıyorum. Bu yüzden gereksiz konuşmaktan da gereksiz konuşanlardan da çok haz duymuyorum. Bir günde beynimiz o kadar çok şeyle meşgul olurken gereksiz bilgilere vakit ayırmak beynimize ihanet olur düşüncesindeyim. Yaşamımın içerisinde de gereksiz şeylerden mümkün oldukça uzak durmaya çalışıyorum. Özellikle hayatıma gereksiz insan sokmuyorum, gereksiz olduğunu düşündüğüm insanları da hayatımdan çıkarıyorum. Mesela belirli periyotlarda rehberimi kontrol ederim ve uzun süredir konuşmadığım ve bundan sonra da konuşmamın bana bir şey katmayacağı insanların numarasını rehberimden silerim.

Hayatımda 2K kuralını benimsedim hep. Karanlık ve kalabalıktan uzak dur. Her ikisini de sevmiyorum. Karanlık bir sahilde dalga sesleri eşliğinde değilse, omzundan huzur bulduğum bir insanın olduğu yerde değilse sevmiyorum. Kalabalık ise boğuyor beni. Nefes alamıyorum sanki. Bu yüzden İstanbul’u sevemedim bir türlü ve bu yüzden Konya’yı seviyorum. Yeri gelmişken söyleyeyim, hayatta İğne, Yılan ve Deprem haricinde yaratılmış bir şeyden asla korkmam.

Realist bir bakış açısına sahibim. Duygularımdan çok mantığımla hareket eden bir yapım var. İnsan yedisinde neyse yetmişinde de odur atasözünü manipüle ettim. Aşırı duygusallığın insanı zayıflatacağını düşünüyorum. Duygusallığı geri planda tuttuğumdan olsa gerek insanlara karşı duygularımı da pek gösterebildiğimi söyleyemem. Birini seviyorsam sevgimi belli etmede bir takım sorunlar yaşıyorum.

Mağazalardan alışveriş yapmaktan nefret ediyorum. Avm avm gezen insanlara hep hayretle bakmışımdır. Bir insan neden saatlerini buna harcar anlayamadım. Üstelik günün sonunda eve eli boş dönmek de ayrı bir ironi. Bu yüzden hemen hemen tüm ihtiyaçlarımı internet üzerinden karşılıyorum. Hem dışarı çıkıp boş yere vakit kaybetmiyorum hem de alacaklarımı çoğu zaman daha kaliteli şekilde temin edebiliyorum.

Bilgisayarın Hayatıma Girişi ve Hayatımı Ele Geçirişi

Bilgisayarın hayatıma girişi yıllardır görmediğim ama ilk tanışmamızda karşıma büyük vaadlerle çıkan babam sayesinde oldu. İlk vaadi bilgisayar almaktı, toplama bir bilgisayar aldık ve çevirmeli bağlantı ile bağlanıyorduk. O zamanlarda google gazetelerde çıkıyor, bir arkadaşım gazetede görmüş Şiir kitap ne ararsan var bir site buldum mükemmel şeklinde koşarak bize gelmişti köy yerinde 🙂 Güzel günlerdi.
Hack araştırmalarım oluyordu o zamanlar her genç delikanlı gibi. Hack nedir sorusu ile başladım internet hayatıma diyebilirim. Henüz bir site yapmamışken, nasıl bozulabileceği hakkında bilgiler öğreniyor test ediyordum. Bir çok test aşamamda zarar verdiğim insanların hakkını helal etmesi umuduyla.. Hack araştırmalarım, öğrenme teşebbüslerim, bir kaç devlet sitesi son olarak ulusal bir televizyonun web sitesi gibi şeyler derken bu esnada bir çok hacker grubuyla, kişileriyle tanıştım tabii. Bilgi ve karakter birleşimiyle o zamanlar küçük olan sanal dünyada tanımayan kalmamıştı.

İlk web sitemi 12-13 yaşlarında kurdum. Tabi o zaman forumlar modaydı ve internet ortamına ilk adımımı forumlar sayesinde attım. Birkaç kez bu şekilde girişimim oldu. İlk girişimimde açtığım forum sitesinin bir kürt(pkklı) hacker tarafından hacklenmesi sebebiyle saatlerce ağlamıştım. O yılları hatırlayanlar bilir, Tüm televizyon ve gazeteler tüm kürt(pkk) web sayfalarının hacklendiğinden söz ediyordu. Çevremin de yardımıyla güzel işler çıkartmıştık. Vatan sevgimden bahsetmeye kalkarsam ne sayfa yetecek, ne dilim dönecek.

Emrearici.com.tr ’nin Doğuşu

19 yaşındaydım. O zamanlar şuanki kafada değiliz, hızlıyız, mantığımız ise Microsoft’tan gelen iş teklifine ben ingilizce bilmiyorum, Türkiye’den ayrılmam diye mail atacak kadar çalışıyor. Herşeye duyguyla, duygusal yaklaşıyorum. İçimi dökmem gerek konular için açıldı bu blog. Tabi ben o yıllarda web sitelerinin forumlardan ibaret olduğunu düşünürken blog bana çok çekici gelmişti. Aklıma ne geliyorsa orada uzun uzadıya yazmak büyük keyif veriyordu. Üstelik birilerinin okuyup okumamasını da çok önemsemiyordum. Aradan birkaç ay geçtikten sonra blog yazmaktan sıkıldım ve yaklaşık 6 ay kadar yazmadım. Sonra tekrar blogumun başına döndüm. Sonra tekrar ayrıldım. Sonra tekrar geri döndüm. Sonra tekrar ayrıldım. Şuan içeriği bomboş olan bir blog aslında. Genelde rica minnet üzerine hazır gelen reklam yazılarını paylaşıyorum, yada içi boş şeyler işte.